Gülşah Gülen yazdı; Himmet Abi’nin Cenazesine Dair Kişisel Notlar

Himmet Abi hastaydı. Uzun bir süredir hastaymış; çok geç öğrendim. Bilseydim bunca ısrarına rağmen yönetim kurulu üyeliği adaylığını kabul eder miydim ya da ne şekilde ederdim, o sürede neler yapardım bilmiyorum…

***

Bir süredir yönetim kurulu toplantılarına katılamıyordu. Hastaneye yatmıştı. Ben hala durumun ciddiyetinin farkında değildim. Konduramıyordum da. Hastanede ziyaret edene dek…Evet bir süredir hastanedeydi. Yönetim Kurulu altı üyesi olarak Dernek işlerini aksatmamak için her pazartesi toplanıyorduk. Telefon geldiğinde yine toplantıdaydık. Tam anımsamıyorum ama Melih Abiyeydi sanırım telefon. Tarih 3 Ekim 2016… 

Hiç anlam veremedim. Doğruca hastaneye gittik. Gerçekler… Gelenler, gidenler… 

Bir grup arkadaşı ve yönetim kurulunun bir bölümü olarak derneğe geçtik. Himmet Abi’nin isteyeceği, ona yakışır bir uğurlama yapmak için Bar 56’da  (Dernek toplantı salonlarından biri) toplandık. O zaman kim kimdir pek bilmediğim için birkaç kişi dışında kimler vardı anımsayamıyorum. Orada olanlar kendilerini bilir ne de olsa. Toplantıda eşi Şule Abla’nın da olurunu almak kaydıyla cenaze törenine dair öneriler geliştirildi. Cenazesinin 10 yılı aşkın bir süredir onca emek verdiği Dernekten kaldırılması önerildi. Bürokrasi, protokol vs. sevmeyeceği; bu nedenle Dernek’te protokol hazırlanmaması önerildi. Şule Abla’nın da önerisi ile, arkadaşlarını temsilen birkaç isim ve daha sonra isteyen herkesin konuşabileceği açık bir kürsü düşünüldü. Daha sonra ne yazık ki cenazenin kilit konusu haline gelecek olan Rektör’ün konuşması, Rektörlük, Rektör temsiliyeti hiç akla gelmedi. Aklına gelen olduysa da gündeme getirmedi. Burada ayrıntısına girmeyeceğim lakin Himmet Abi’nin ve Verşan Kök’ün birbirlerinden çok da haz almadıkları açıktı. Kurumsal olarak düşünülebilirdi; ama bildiğim kadarıyla hastane zamanında dahi “kurumsal” da olsa bir ziyaret olmadı ya da bir mesaj iletilmedi Himmet Abi’ye. Belki de bu yüzden hiç aklıma düşmedi Rektör gelirse n’olur?

Zira sonraki gün de geleceklerine dair herhangi bir emare hissedilmedi. Herhangi bir taziye mesajı olduysa da benim bilgim yok açıkçası. Gerçi o sıra Dernek’te koşturma içerisindeydim. Sakin kalıp yazılması gereken metinleri yazmaya, bazı “ıvır zıvır” gibi gözüken kilit işleri halletmeye çalışıyorduk birkaç kişi. Elbette büyük organizasyon çok daha yakınında olanların, kaç on yıllık arkadaşlarının son göreviydi ve hiçbir şekilde haddim olarak görmemiştim. Tüm enerjimle o küçük işlere odaklanmıştım. Tabut Derneğin kapısına doğru taşınana kadar her şey “normaldi”. Tabuta doğru ilerlerken Can ya da Taylan, Gülşah gitme dedi. Dinleseydim… 

Salon çok kalabalıktı. En arkada, yerde oturuyordum. Konuşmalar başladı. Bir ara Verşan Kök geldi sonra gitti.. Konuşmalar devam etti. Cami ve mezarlık, toprak kokusu… 

Biz ne olduğunu anlamadan tartışmalar başladı. ”Yönetim Kurulu Rektörü konuşturmadı.” 

Nereden baktığınıza bağlı… Aslında olay şu şekilde zuhur etmiş:  Rektör Danışmanı tören sabahı tabut Derneğe getirilirken, tabutun yanında bulunan Melih Abi’yi arayıp Rektörün katılımı ile ilgili sorular soruyor. Melih Abi’de 3 Ekim gecesi konuşulanlar doğrultusunda elbette katılımından memnun olacağımızı lakin protokol organizasyonu yapılmadığı bilgisini veriyor. Bu bilgiye sahip olan Rektör, Rektör yardımcısı ve Danışmanı törene katılmak için Derneğe geliyor. Sanırım salon dolduktan sonra geliyorlar ki birileri yer veriyor kendilerine. Cenaze hali… Hem duygusal hem fiziksel yorgunluk ve yıpranmışlığın yanında, töreni sunan arkadaşımıza da sağlıklı bilgi iletilmiyor. Konuşmak isteyen olup olmadığı soruluyor. O esnada Rektör ve heyet de salonu terk ediyor.

Konu çok farklı şekilde tartışıldı. Haklı eleştiriler de oldu; bunu farklı şekilde kullanmaya çalışanlar da… Hatta seçim sürecine bile yansıdı etkileri. Biz yönetim kurulu olarak bu süreçte kendimizi tek karar mercii olarak tarif etmedik, edemezdik, haddimiz de değildi.  Fakat bütün sorumluluğunu üstlendik. Tam da olması gerektiği gibi… 

***

Yazının bütünlüğünü bozmak pahasına burada bir es verip biraz empati yapacağım: 

Rektörlüğüm o kadar tartışma altındayken, ODTÜ Bileşenlerinde önemli bir yere sahip birinin cenaze törenine gidiyorum. O ya da bu nedenle kürsüye ismim ve titremle çağrılmıyorum. Çıksam, “üzüntünüzü paylaşıyorum. Bize düşen ODTÜ Bileşenlerinin iletişimini devam ettirmek” gibi iki cümle söylesem ve müsaade istesem. Hem Yönetim Kurulunu utandırmış hem de katılanlara bir adım atmış olmaz mıyım?

Himmet Abi bir melek değildi. Olamazdı, olmamalıydı. Çünkü bu devir, buralar melekleri yaşatmıyor. Hemencecik kanatlarını kırıveriyor. 

Himmet Abi bir kahraman da değildi. Olmak istemezdi. Doğan Tılıç ‘ın Himmet Abi ile ilgili yazısını okuduktan sonra aslında tam da bir sıra neferi olduğuna karar vermiştim. Sıra kendisine geldiğinde sorumluluktan kaçmadı. Herkes mücadeleden yorulup köşesine çekildiğinde, o kendi payına düşeni layığıyla yerine getirdi. Onun payına düşen ODTÜ idi. İşi gücü ODTÜ idi ve bunu toplumsal mücadelenin bir parçası olarak yapıyordu. 

Anısına yapılan Himmet Şahin belgeseline çok kızanlar, içerleyenler, anlamsız bulanlar oldu… Oysa eser bir Himmet Şahin Belgeselinden çok bizim öğrencilik yıllarımızdaki ODTÜ’yü anlatan bir belge niteliğindedir. Ve her önemli olayda Himmet Şahin oradadır. Himmet Şahin’i ODTÜ’nün Himmet Başkanı, öğrencilerin Himmet Abisi yapan da budur. 

Anısına saygıyla

Mücadelesi sürüyor

Buradayız 

Ocak 2019

Gülşah Gülen Çiftçi

ODTÜ Mezunları Derneği Disiplin Kurulu’nun 9 Ocak 2019 Tarihli Kararı Kabul Edilemez!

ODTÜ Mezunları Derneği’nin bir önceki dönem yönetim kurulunda görev yaparken ve gerek kişisel, gerekse de yönetim kurulu olarak uğradığım(ız) haksızlıklara karşı çıkarken bir kişiye özel olarak yazdığım bir Whatsapp mesajı nedeniyle mevcut Disiplin Kurulu tarafından “yazılı uyarı cezası”na layık görüldüm.

09.01.2019 tarihli Disiplin Kurulu kararında ceza ve gerekçesi şu sözlerle belirtiliyordu: (Kararın tam metni ve üst yazısı aşağıdadır)

“Sayın Kamil Akdoğan’ın sözleri ve yazılı iletisi, eleştiri sınırlarının ötesinde, eleştiri sınırlarını zorlayan bir özellik taşımaktadır. Bu nedenle, sayın Kamil Akdoğan’a, ODTÜ Mezunları Derneği Disiplin Kurulu Yönetmeliği’nin ilgili 13. Maddesi gereğince, “yazılı uyarı cezası” verilmesi ve kararın bir üst yazıyla Derneğimiz Yönetim Kurulu’na iletilmesine karar verilmiştir.


9 Ocak 2019 Tarihli ODTÜ MD Disiplin Kurulu Kararının Üst Yazısı
9 Ocak 2019 Tarihli ODTÜ MD Disiplin Kurulu Kararı, Sayfa 1/2

9 Ocak 2019 Tarihli ODTÜ MD Disiplin Kurulu Kararı, Sayfa 2/2

Cümleye dikkatinizi çekerim.  “Sayın Kamil Akdoğan’ın sözleri ve yazılı iletisi, eleştiri sınırlarının ötesinde, eleştiri sınırlarını zorlayan bir özellik taşımaktadır”. Mesajı bilmeyen birisi küfür ettiğimi ya da ağır bir kişisel hakarette bulunduğumu düşünebilir. Ayrıca, “yazılı ileti”den kast edilen şeyin ne olduğunu anladım, Whatsapp mesajı kesinlikle, ama “Sözleri”nin ne olduğunu anlamadım. Oysa ki, sözlerime ve yazılı iletime istinaden ceza vermişler ama ne sözlerimden bahsetmişler, ne de “eleştiri sınırlarının ötesinde”kilerden.

Herkes bilsin diye ben paylaşıyorum.

İşte bu mesaj on yıldan fazla bir süre tanımanın ve beraber çalışmanın da verdiği bir hukuka dayanarak bir kişiye özelden yazdığım, hiçbir hakaret içermeyen ve asıl olarak kişisel sitem ve eleştiriden öteye gitmeyen sözlerden oluşuyor. Ama muhatabı çok kızmış olmalı ki, özel olduğuna aldırış bile etmeden etrafına yaymış.

Ama ben bunu şimdilik bir kenara bırakıyorum, hatta bir önceki dönem disiplin kurulunda bu mesajla ilgili soruşturmaya gerek olmadığına ilişkin kararı da bir kenara bırakıyorum. Bu dosyanın Disiplin Kurulu’nun önüne yeniden neden geldiğini de tartışmayacağım.

“Ceza”ya giden süreç hakkında bilgilendirme yapmak istiyorum sadece.

Henüz bu karar alınmadan önce mevcut Disiplin Kurulu başkanı tarafından telefonla aranmıştım. Kendisi biraz da sıkılarak konuyla ilgili benimle “sohbet” etmek istediğini söylüyordu. Telefonda verdiğim yanıt olumsuzdu ama daha sonra büyük bir nezaketle benimle konuşan bu hiç tanımadığım kişinin “sohbet” teklifine karşı kabalık yaptığımı düşünerek kendisini arayarak görüşmeyi kabul ettiğimi söyledim.

Başka arkadaşların da olduğu bir ortamda güzel bir sohbet içinde bu konuyu konuştuk. Kendisiyle yalnız konuşabileceğim önerimi de kendisi geri çevirdi.

Disiplin Kurulu Başkanı “özür dilemem” konusunda düşüncelerimi sordu, ben de kendisine özür dileyecek bir şey yapmadığımı söyledim. Ama şimdi fark ediyorum ki Disiplin Kurulu Başkanı mesajımı ciddi olarak okumamıştı. Zira kendisine mesajda neyin kusurlu olduğunu sorduğumda verdiği yanıt “çöp” kelimesini kullanmış olmamdı! “Emek harcanmış” bir belgeye “çöp” demem yakışık almamıştı! Düşünebiliyor musunuz Disiplin Kurulu Başkanının bütün diyebileceği buydu: “Emek harcanmış bir belgeye” “çöp” demek… Ama sayın başkan şunu yanlış biliyordu. Zira ben o mesajımda “çöp” sözcüğünü kullanmamıştım. Bir başka deyişle sayın başkanın mesajım hakkında diyebildiği tek şey bile aslında mesajda olmayan bir itham idi.

Sonrasında kendisine kararın alınıp alınmadığını sordum. “Tarafları incitmeyen” bir karardan söz etti ama bana söyleyemeyeceğini belirtti. Neden diye sorduğumda etik olmadığını söyledi, peki özel mesajı yaymanın etik olup olmadığını da gündeme aldınız mı diye sordum, aldıklarını söyledi. Böylece az çok bir fikir oluşmuştu kafamda. Son söz olarak beni kurban ettiklerini anladığımı ifade eden bir cümle kurdum, verdiği yanıt “ne münasebet”, “nereden çıkarıyorum” bunları gibi bir yanıttı.

Sonuçta gördüm ki,

Sayın Disiplin Kurulu Başkanının

Gerek sohbette, gerek telefon görüşmelerimizde, gerekse de kendisiyle yaptığımız yazışmalarda söylediği pek çok şey doğru değildi.

Olmayan bir “çöp” için “politika”ya “kurban” etmişti onca yılımın emeğini.

Bu yüzden çok net söylemek zorundayım ki; onca yılımın emeğine tamamen özel bir sitem ve eleştiri yüzünden ceza kesmek sorumsuzluktur.

Haksızlık üzerine haksızlıktan başka bir anlamı olmayan bu karara ortak olan herkes istifa etmek zorundadır.

Saygılarımla

Kamil Akdoğan

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ Çalışmalarına ve 6 Aylık Değerlendirmeye Dair Değerlendirmemiz

Bilindiği gibi, 9-10 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirdiğimiz olağan genel kurulda, ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulları belirlenmiştir. 

Seçimi “İrfan Türkkolu ve Arkadaşları” sloganıyla seçim çalışması yürüten “Biz Çağdaş ODTÜlüler” grubunun oluşturduğu kurullar kazanmıştır. BURADAYIZ diyerek Çağdaş ODTÜlüler imzasıyla liste çıkartan bizler seçimi kaybetmemize rağmen, Derneğimiz, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için burada olmaya devam edeceğimizi ifade etmiştik.

Geçtiğimiz 7 ay içinde bu sorumluluğumuzun arkasında durarak Derneğimizin çalışmalarının içinde yer aldık, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için üniversitemizde ve ülkemizde olup bitenlere müdahil olduk.  Bulunduğumuz her ortamda derneğimizi ileriye taşıyabilmek için fikirlerimizi beyan ettik, derneğimiz için doğru bildiklerimizi yönetim kuruluna da ilettik. 

Dernek Yönetim Kurulumuz, 12 Ocak 2019 tarihinde 6 aylık çalışmalarını aktardığı bir toplantı düzenleyerek, üyelerini önemli gördükleri konularda bilgilendirmiştir. BURADAYIZ grubu olarak daha önce sorduğumuz ve cevabını alamadığımız soruların yanıtını almak ve fikir alışverişinde bulunmak, sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bu toplantıyı bekledik. Ne yazık ki toplantının tek taraflı bilgilendirme niteliğinin ötesine geçmediğini gördük.

Toplantının ardından Derneğimize ilişkin çeşitli konulardaki değerlendirmelerimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz. 

Mali Çalışmalar

1.1- Genel Bütçe

Dernek mevcut yönetim kurulumuzun bir önceki dönem yönetim kuruluna en sık yaptığı eleştiri Derneğimizin mali durumu ile ilgili olmuştur. Derneğin borç yükünün yapısal ve ülke ekonomisinin ötesinde yönetilememe sorunu olduğu sıklıkla ifade edilerek, mali durumu iyileştirmek en önemli seçim vaatleri arasında yer almıştır. 

Oysa Haziran 2018 tarihinde 271 bin artı bakiye ile devir alınan Dernek bütçesi toplantıda sunulan ve Dernek web sayfasında yayınlanan bilgilere göre 660 bin eksi bakiye verilmiştir. Verilere göre ne yazık ki 6 aylık süre zarfında yaklaşık 1 milyon liraya yakın dönem zararı oluşmuştur. 

Toplantıda yapılan mali sunum bir önceki dönem yapılan sözleşmeler üzerine şekillenmiştir. Bu sözleşmelerin ise o dönem için derneğin kendi bütçesini döndürmekte önemli kalemler olduğu mevcut yönetim tarafından da kabul edilmiştir. Ayrıca bilinmelidir ki, bir önceki dönem en az üç ayda bir sözleşmeleri inceleyerek yönetime rapor sunan Denetleme Kurulu üyelerimiz bu dönem mevcut yönetimin çeşitli kademelerinde görev almaktadır. 

1.2- Personel Giderleri 

Maliyeti yükselten önemli bir diğer kalem ise personel giderleri olarak belirtilmiştir. Dernek personelinin maaş ödemelerinin geciktirildiğine ve bu gecikmelerin bazen birkaç ayı bulduğuna dair söylentilerin doğruluğu ise Dernek yönetimimizin teyit etmesi gereken bir konudur. Dernek personeli, Derneğimize değer katması açısından en önemli bileşenlerimizdendir ve maliyet kalemine indirgenmesi doğru bir bakış açısı değildir. 

2- Projeler

2.1- Çim Amfinin Kiralanması

Bilgilendirme toplantısında da dile getirildiği gibi Derneğimiz için önemli bir gelir kalemi olan ve özellikle müzik organizasyonlarında kullanılan Çim Amfi’nin uzun vadeli bir dönem için bir organizasyon şirketi ile anlaşılması söz konusudur. Bu sözleşmenin içeriğine dair daha önce de bir dilekçe vermemize rağmen yanıt alınamamıştır. Yapılan toplantıda da içeriğe dair hiçbir ayrıntı paylaşılmamıştır. Derneğin önümüzdeki dönemlerini de ilgilendiren bu kararın tüm üyelerin görüşleri de alınarak oluşturulmasında zorunluluk bulunmaktadır.  

2.2- Tadilat Çalışmaları

Yönetim kurulumuz göreve geldiğinde Derneğimizi yenileme çalışmaları için bir liste oluşturmuş ve bir kampanya başlatmıştır. Bu listede yer alan hangi çalışmaların tamamlandığı, kampanyanın son durumu ve programın içeriği henüz paylaşılmamıştır. 

2.3- Vişnelik Kulüp Kart

Aralık ayında yapılan bir duyuru ile bir gelir kaynağı olarak Vişnelik Kulüp Kart uygulamasının başlatıldığı paylaşılmıştır. Böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesi için Tüzük değişikliği ve Genel Kurul kararı olması gerekir. Bunu daha önce Yönetim Kuruluna da iletmiş olmamıza rağmen, konuya dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Toplantıda tüzük komisyonunun konu hakkında çalıştığı söylense de, neden Tüzüğe aykırı bir uygulamaya başlandığı ve eğer ertelendiyse neden üyelerle paylaşılmadığı açıklanmamıştır. Uygulama çerçevesinde kaç adet Kulüp kartı satıldığı konusuna bilgi verilmemiştir. 

3-Komite ve Komisyon Çalışmaları

Yönetim kurulumuzun seçim sürecinde öne çıkardığı vurgulardan biri doğrudan demokrasi ve katılımcılık olmuştur. Fakat üzülerek görmekteyiz ki, çeşitli kurul ve komisyonlarda görev almak isteyen üyelerimiz sürece dahil edilmemekte, konuya dair yazılı dilekçelerine de yanıt alamamaktadır. Ayrıca, bazı komite ve komisyonlarımızın önceki dönem yaptığı olumlu çalışmalar da hiçe sayılmıştır. 

Dernek yayın organımız ODTÜlüler Bülteni ne yazık ki gecikerek çıkarılmakta ve aylık periyotlarında gecikmeler yaşanmaktadır. Örgütlenme komitesi bünyesinde yapılan üyelik aidat tahsilatları çalışması da devam ettirilmeyerek, derneğin en önemli bir gelir kaynağı olan aidatların toplanma oranının düştüğü gözlenmiştir.   

Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün ön hazırlığı olarak başlatılan Çalışma Grubunun çalışmaları, üyelerin katılım için başvuru yapmasına rağmen hiçbir gerekçe göstermeden sonlandırılmıştır. 

Güncel Tartışmalar Komisyonu’nda son yaşananlar, Komisyon Başkanına yapılan haksız ithamlar ve istifa etmesine neden olan gelişmeler de ne yazık ki oldukça üzücüdür. (Bu konu kamuoyu ile daha geniş bir şekilde paylaşılacaktır)

4-Açıklık ve Şeffaflık

Yönetim kurulumuzun seçim sürecinde öne çıkardığı vurgulardan bir diğeri açıklık ve şeffaflık olmuştur. Kararların tüm üyelerle paylaşılacağı, alınacak kararlarda gerekirse sosyal medyanın olanakları üzerinden de aktif katılım sağlanacağı vurgulanmıştır. 

Seçim sürecinde yönetim kurulu kararlarının her hafta internet sitesi üzerinden yayınlanacağı, toplantı gün ve saatinin duyurularak isteyen üyenin yönetim kurulu toplantılarına katılacağı ifade edilmiştir. 12 Ocak 2019 tarihi itibari ile internet sitesinde en son yayınlanan yönetim kurulu kararları 17 Eylül 2018 tarihlidir. Kürsüden yaptığımız eleştiri sonrası, bu tarihten sonra yapılan toplantıların kararları da internet sitesinde paylaşılmıştır. Bu hassasiyet için Yönetim kurulumuza teşekkür ederiz. Öte yandan toplantı gün ve saatinin paylaşılması konusunda da seçim sürecinde grup tarafından belirtilen hassasiyetin sağlanacağını umuyoruz.

Ayrıca, 7 aylık çalışma dönemine ait en az iki adet Denetleme Kurulu raporu ile Disiplin Kurulu toplantı raporlarının üyelerle paylaşmanın açıklık ve şeffaflık konusunu bu şekilde ele alan bir yönetim için önemli olduğunu düşünüyoruz.

5- ODTÜ Bileşenleri ile İlişkiler

5.1- Rektörlük ile ilişkiler

Yönetim Kurulumuz, bir önceki yönetim ve ODTÜ Rektörü arasında yaşanan ilişkilerin geldiği noktadan bir önceki dönem yönetim kurulu üyelerini sorumlu tutmuştur. Gerek genel kurulda gerekse de çeşitli toplantılarda,  “ODTÜ rektörü ile iyi ilişkiler geliştirileceği” ifade edilmiştir. Yönetim Kurulumuz ile ODTÜ Rektörünün ilişkileri, yeni seçilen yönetim kurulumuzun Rektörü makamında ziyaretinden öteye geçememiş ve son dönemde de kopma noktasına geldiği gözlenmiştir. Öte yandan, yönetim kurulumuz ilgili rektör danışmanları ve yardımcıları ile iletişimin devam ettiğini ifade etse de hangi konularda görüşülmeye devam edildiği paylaşılmamıştır. Yaşanan bazı gelişmeler, Dernekte yapılması düşünülen ve ilk önce onaylanan bazı etkinliklerin daha sonra iptali bu ilişkinin bir sonucu olduğunu düşündürmektedir. 

5.2- ODTÜ Öğrencileri ile İlişkiler

Dernek yönetim kurulumuz 7 aylık dönemde ODTÜ öğrencileri için çeşitli etkinlikler düzenlemiştir. ODTÜ öğrencilerinin Derneği kullanması ve mezunlar ile iletişim fırsatlarının yaratılmasını olumlu buluyoruz. Yönetimimizin, Rektörlüğün baskılarına karşı ODTÜ Medya Topluluğu ile dayanışma girişimini de oldukça olumlu buluyoruz. Aynı hassasiyetin diğer topluluklara, öğrenci örgütlerine ve etkinliklere karşı da gösterilmesini umuyoruz. 

Öğretim elemanları ve üniversite çalışanları ile ilgili olarak, Eğitim Sen’in neden kaybettiğini anlamanın ötesinde somut bir ilişkiden bahsedilmemektedir. Derneğimizin, üniversitemizin asli unsurları olan öğrenciler, öğretim elemanları, ODTÜ emekçileri ile ilişkilerin ODTÜ Bileşenleri çatısı altında geliştirilmesinin özellikle bu baskı ortamında daha da elzem olduğunu düşünüyoruz. 

6- Konsey ile İlişkiler

Dernek yönetimimizin önceki yönetim kurulunu en çok eleştirdiği noktalardan biri de diğer mezun dernekleri ile ilişkiler konusunda olmuştur. Somut olarak diğer derneklerle nasıl bir ilişki kurulduğu, Konsey’in örgütlenme modeli ve çalışmaları ile toplantılar konusunda bilgi verilmemiştir. Toplantıda ODTÜ MD başkanlığının diğer derneklerce kabul edildiği bilgisi verildikten sonra Konsey Toplantısının Derneğimizce iptal edildiği bilgisi verilmiştir. Bunun ne anlama geldiğini anlayamamakla beraber, bu konudaki çelişkileri giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

7- Genel Kurul Kararlarının Uygulanmasına Dair 

7.1- KHK’lara Dair 

Genel Kurul Yönetim Kuruluna başta ODTÜ mezunları ve ODTÜ Öğretim Üyeleri olmak üzere KHK ile işinden edilen akademisyenler hakkında çalışma yapma yetkisi ve sorumluluğu vermiştir. Bu konuda henüz somut bir çalışma yapılmamış olduğu görülmektedir.  

7.2- ODTÜ’lü Araştırmacılara Fon Desteği

Genel Kurul Yönetim Kuruluna ODTÜ’lü araştırmacılar için araştırma fonu oluşturma yetkisi ve sorumluluğu vermiştir.  Bu konuda henüz somut bir çalışma yapılmamış olduğu görülmektedir.   

7.3- Disiplin Konuları 

Hürol Taşdelen’in sosyal medya hesabında yer alan ve Derneğimiz eski başkanı Himmet Şahin hakkında eleştiriyi aşan itham ve hakaretler içeren gönderisi nedeniyle disiplin kuruluna sevki istenmiştir. Bu konuya dair gelişmelerin üyelerle paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. 

Geçtiğimiz dönem Yönetim Kurulu üyemiz Kamil Akdoğan, KHK ile işinden atılan akademisyenler ve iktidar baskısıyla mesleğini icraa etmesi engellenen gazetecilerle ilgili projeler konusunda başlayan tartışmalarla ilgili olarak bir Denetleme Kurulu üyesine attığı  whatsapp mesajı nedeniyle disiplin kuruluna şikayet edilmiştir. Dönem Disiplin Kurulu şikayeti değerlendirip taraftları dinledikten sonra konunun cezai bir işlem gerektirmediği konusunda karar vermiştir. Mevcut yönetim kurulu ise bu kararı yok sayarak, Kamil Akdoğan’ı yeniden disiplin kuruluna sevk etmiş; disiplin kurulu ise “yazılı uyarı cezası” vermiştir. Daha sonra ayrıntıları ile paylaşacağımız bu süreci kabul etmemiz mümkün değildir. 

Yukarıda yer alan değerlendirmelerimizin hem eleştiri hem de sorumlulukların hatırlatılması olarak algılanmasını umuyor; Derneğimiz, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için çalışmaya devam edeceğimizin bir kez daha altını çizmek istiyoruz.

25 Ocak 2019

ÇAĞDAŞ ODTÜLÜLER BURADAYIZ