ODTÜ Mezunları Derneğinin Mali Durumuna İlişkin Zorunlu Açıklama

Dernek Üyelerimiz ve ODTÜ Bileşenlerinin bilgisine;

16 Mart Cumartesi günü gerçekleştirilen Seçimsiz Olağan Genel Kurul’unda yaşananlarla ilgili gelişmeleri daha önce paylaşmıştık. Gelinen süreçte derneğimizin, ciddi bir mali ve buna neden olan yönetememe krizi ile karşı karşıya kaldığını somut verileri ile ortaya koymuş, üyelerimizi bu durum karşısında bilgi sahibi olmaya ve derneğimize sahip çıkmaya çağırmıştık.

Genel Kurul’u terk etmek durumunda kalmamızın ardından, özellikle mali konulara ilişkin sunulan çalışma raporunda- daha önce defalarca kez yaptığımız uyarı ve eleştirilere rağmen- yanlış bilgilerin verilmeye devam ettiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Genel Kurul’un hemen öncesinde istifa eden Sayman Üye Nihal Uysal’ın yerine görevi devralan Mete Mutlu tarafından yapılan sunumda 9 aylık döneminde yaratılan yaklaşık 1 milyon TL’lik zarar ve 2.2 milyon TL’ye çıkan finansal açığın tüm külfeti (1) geçmiş dönemde yapılan anlaşmalar (özellikle Tuborg ile yapılan anlaşma) ve (2) toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilmiştir.

Bu konu daha önce 16 Ocak’ta yapılan bilgilendirme toplantısında da gündeme gelmiş, bir önceki yönetim kurulunda bulunan arkadaşlarımız bu bilgilerin gerçeği yansıtmadığını o toplantıda paylaşılmıştır. Buna rağmen devam eden spekülasyonlar, bizi bu açıklamayı yapmak zorunda bırakmıştır.

Buradayız grubu içinde çalışmalarını sürdüren ve geçen dönem yönetim kurulunda görev alan arkadaşlarımızın da daha önce ifade ettiği, görevde olan yönetim kurulunun sunumlarında da teyit ettiği üzere;

  • Yeni yönetim görevi gelir gider tablolarında artı 271 bin TL ile devir almış,bu rakamın 9 aylık süre sonunda yaklaşık olarak eksi 680 bin TL ye gerilemiştir.
  • Yine 1.2 milyon TL olarak devralınan finansal açık bugün 2.2milyon TL yeçıkmıştır (Detay için bkz. http://buradayiz.net/odtu-mezunlari-dernegi- calismalarina-ve-6-aylik-degerlendirmeye-dair-degerlendirmemiz-ii-mali- durum/ ).

Derneğimizin bu durumu endişe verici olmakla birlikte, yönetimin bu durumun sorumluluğunu alarak gerekeni yapmak yerine hala “geçmiş dönemden gelen yükler”den dem vurmaya devam etmesi üzücüdür. Bu bakış açısı sorunların doğru tespitini engellemekte ve krizin daha da derinleşmesine sebep olmaktadır.

Sorunların doğru tespiti için öncelikle geçmiş dönemin sırtlarına yüklediği “kambur” olarak görülen iki konuda doğru bilgilere sahip olmamız gerekir.

1. Tuborg Anlaşması

• Geçtiğimiz yönetim döneminde, daha önceki yıllarda yapılan sözleşmelerde taahhüt edilen kotanın henüz %60’ına gelinmişken, karşılıklı iyi niyet gösterilerek kalan kısım al sat yapılarak kapatılmıştır. Sözleşme, koşulları neredeyse aynı şekilde korunarak ve 180 bin + KDV ön ödeme (ön iskonto bedeline mahsuben) alınarak 5 yıl geçerli olmak üzere ve yaklaşık 60 bin litre taahhütle 25 Temmuz 2017 tarihinde yenilenmiştir.

  • Bu anlaşma ve anlaşmanın eki olan taahhüt senedi, o dönem yönetim kurulu üyesi ve Himmet Şahin’in vefatından sonra yönetim kurulu başkanı olan ve mevcut yönetim kurulunun da bir üyesi olarak görev yapmaya devam eden  İ. Seyhan Çamlıgüney ve yönetim kurulu sayman üyesi H. Can Doğan tarafından kişisel kefalet verilerek imzalanmıştır.
  • Bu tarz sözleşmelerin şartları ve yaratacağı sonuçlara ilişkin denetim yapmakla sorumlu dönemin Denetleme Kurulu (DK) (DK Başkanı Günay Bulutmevcut yönetimde de DK üyesidir– , DK üyesi Emre Güner – mevcut yönetimde de DK üyesidir-, DK Üyesi Ümit Ragıp Üncü – mevcut yönetimde yedek yönetim kurulu üyesi ve işletme komitesi üyesi olarak görev yapmaktadır) periyodik olarak yaptıkları yayınladıkları denetim raporlarda konuyla ilgili olumsuzluk belirtmemiştir.
  • Himmet Şahin’in vefatından sonra göreve seçilen YK Başkanı İ. Seyhan Çamlıgüney’in önerisi ve yönetim kurulunun kabulü ile A. İrfan Türkkolu (mevcut YK Başkanı), mali konularda Mete Mutlu ( YK Başkan Yardımcısı -Mart 2018 e kadar- ve mevcut Sayman) ve hukuki konularda Av. Mustafa Özer danışman olarak atanmıştır. Danışmanlarımızın, özellikle Mete Mutlu’nun finansal duruma ilişkin yaptığı çalışmalarda da sözleşme ile ilgili herhangi bir olumsuzluk belirtilmemiştir. Aksine, bizzat Mete Mutlu tarafından bu anlaşmanın piyasaya koşulları içerisinde oldukça iyi bir anlaşma olduğunu ifade edilmiştir. Sürece tanık olan Ümit Ragıp Üncü ve Emre Güner’in bu konuda mutlaka söyleyecekleri olmalıdır.
  • Mete Mutlu tarafından ifade edilen anlaşma şartlarının bira fiyatını marketlerin üzerinde tuttuğu iddiası tamamen çarpıtmadır. Alım fiyatları karşılaştırılarak bu iddianın doğru olmadığı görülebilir. Sözleşme, perakende satış fiyatından yaklaşık olarak %27 iskonto alınarak yapılmıştır. Eğer 180 bin TL + KDV ön ödeme alınmadan yapılsaydı iskonto %32-33 civarında olacaktı. Bütçenin kendini döndürebilmesi adına seçenekler arasında yapılan bu tercihin karşılaştırılması da merak edenler tarafından yapılabilir.
  • Anlaşmanın Derneğin geleceğini ipotek altına aldığı söylemi de tamamen çarpıtmadır. Sözleşmede yer alan 5 yıllık süreç 60 bin Litre ile sınırlandırılmıştır. Normal koşullarda bu rakam bir yönetim kurulu dönemi süresince tamamlanabilir bir miktardır. Örneğin geçtiğimiz yönetim döneminde yapılan 4 günlük Milyon Fest etkinliğinde, bira satışlarının bir kısmı derneğin kotasından gerçekleştirilerek (sadece kota kullanımı) 15 bin litre kotamızdan düşürülmüştür. Mevcut yönetim, seçilmelerinin ardından geçen yaz döneminde bu etkinlikleri “piyasacı” bularak iptal etmiştir. Bu yönetimin anlayışıdır denilerek saygı duyulabilirdi lakin Amerika’yı yeniden keşfeden yönetimin mali sorunların artmasıyla birlikte Çim Amfiyi kiralama projesini gündemine almış ve bugün kurtarıcı olarak sunması manidardır.
  • Son olarak, velev ki kötü bir anlaşma yapılmış olduğunu düşünelim, birkaç dönemdir bu sözleşmeyle birlikte konsolide mali tablolarda karlı giden dernek, bu dönem yine aynı anlaşmayla nasıl zarara uğrar? Bu anlaşmaların Derneğin mevcut mali durumunu açıklamak için en güçlü argümanlardan biri olarak sunulması abesle iştigaldir.

Tekrarlamak pahasına, süreçte aktif olarak yer alan ve yukarıda isimleri geçen üyelerimizin biri hariç hepsi bugün yönetim kurulunda çeşitli görevlerde yer almaktadır. Soruyoruz: Bu ne piyaz bu ne lahana turşusu?

Toplu İş Sözleşmesi

Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki, kendisini emekten yana tarif eden yönetim kurulu sayman üyesinin, kendilerinin yarattığı çıkmazı çalışanların ücretleri üzerinden açıklamaya çalışması bizim için utanılacak bir durumdur.

Yapılan toplu iş sözleşmelerinde,
çalışan sayısındaki artışı da katarak toplam yıl sonu personel maliyetleri üzerinden çalışan ücretlerinde:

  • 2015 yılına kıyasla 2016 yılında %12
  • 2016 yılına kıyasla 2017 yılında %19
  • 2017 yılına kıyasla 2018 yılında %17

artış gerçekleştirilmiştir. Bu rakamların tamamı resmi olarak sunulmuş mali raporlarda bulunabilir. Eski yönetimlerde bu artışların maliyetlere oranı, işletme satış fiyatlarına yansıtılarak denge kurulmaya çalışılıyorken, mevcut yönetimin popülist uygulamaları bu artışı kontrol altında tutamama ve sürecin yönetilememe noktasına gelmesine sebep olmuştur.

Ücret artışı oranları iddiaları ile ilgili olarak, imkanlarımız el verseydi elbette Dernek emekçilerimiz için daha yaşanabilir ücretler alabilmesini sağlamak isterdik. Fakat mevcut TİS’te Yönetim Kurulu adına yapılan sunumlarda iddia edildiği gibi çalışan ücretlerinde %30ların üzerinde artış olduğu iddiası da gerçek dışıdır.

Bu konuda yetkili sendikalar Tez-Koop ve TOLEYİS in de açıklama yapmasını umuyoruz.
Bu spekülasyonları gerektirecek olası nedenler daha da endişe vericidir. Bu manipülasyonlarla, çalışanların ücretlerini ödeyememe, çalışma saatlerini kanunsuz bir şekilde arttırma çabası ve bugünlerde sıkça dillendirilen ücretsiz izin, “gönüllü işten ayrılma” gibi durumlarının eş zamanlı gerçekleşmesi aklımıza bazı soruları getirmektedir.

Genel Kurul’a katılan dostlarımız, Genel Kurul’u terk ederek bu gerçekleri orada ifade etmediğimiz için bizi eleştirmiştir. Biz hem usulüne uygun olmadan yapılan hem de tüzük değişikliği ile ilgili alınan kararla demokratik ve katılımcı bir sürecin işletilmesini engelleyen bu toplantıda bulunmayı doğru bulmadığımızı ifade ettik ve ediyoruz.

Yönetim kurulunu seçimlerde vaad ettikleri gibi her konuda şeffaf olmaya; yukarıda açıkladığınız konular başta olmak üzere tartışmalı konulara ilişkin en kısa süre içerisinde, tüm belgeleri üyelerimizin bilgisine sunarak adil ve katılımcı bir tartışma ortamının yaratıldığı bir forum çağrısı yapmaya davet ediyoruz.

Bu sürecin daha da derinleşmemesi için de yönetimin bir an önce istifa etmesi çağrımızı da yineliyoruz.

#BURADAYIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir