SİYASİ İÇERİKLİ BOYA, 8 MART ve MALUM ŞEYLER

90’lı yıllardayız, sabah bölüme geldim kapıda A4 kağıdına yazıcıdan çıkarılmış ismimin olduğu bir duyuru, bölüm sekreterine acil olarak uğramam isteniyordu. Çıktım Hatice Hanım’ın yanına, elime bir kağıt tutuşturdu ve hakkında soruşturma var dekanlığa gitmen lazım dedi. Topluluğa indim, söylenen saati beklerken, benim gibi topluluk yönetiminde olan diğer arkadaşlar da damlamaya başladı. Herkeste aynı kağıt ve bağlı bulundukları fakülte dekanlığına çağrı. Demek ki mesele topluluk faaliyetleri ile ilgili o zaman kültür işlerine bir soralım bu nedir diye. Ulaştık o dönemin kültür işleri müdiresi Rafiye Karakan’ı. Çiller’in ODTÜ şubesi olurdu kendileri. Tüzün Denli Hanım emekli olunca yurtlar müdürü olan bu hanımefendi yerine atandı. Herkese illallah ettiren cinsten. Hatta bunun yüzünden eşi mülayim insan Hüseyin bey (yanılmıyorsam o da bir yurdun müdürü idi) bazı yaramaz çocuklar tarafından tenhada kıstırılıp dayak yemişti. Ne çektin Hüseyin abi Rafiye Karakan yüzünden 🙂 . Neyse konuyu dağıtmayalım, yaptığımız görüşmeler sonucunda rektör tamamızı makamına çağırdı. Gittik , yanında rektör yardımcısı ve Rafiye ile bizi bekliyordu. Nedir mesele dediğimizde, Rafiye bed sesiyle sizi attıracam okuldan, göreceksiniz siz diye bağırmaya başladı. Meğersem barakada bulunan topluluk odasının kapısı açık kalmış, bahar şenlikleri zamanı ve duvarlara yazılan siyasi içerikli yazıların peşine düşen jandarma bir operasyonla toplulukta bulunan dolu-boş boya kutularını ele geçirmişti. Tabi o zamanlar güya yakalanan malzemeler, ”vatana millete kast etmiş” azılı siyasi gençler bir masa etrafında TRT kameralarına poz verdirtilirdi, anadoludan görünüm programında dramatik müzik eşliğinde teşhir edilirdi ta ki Remzi Basalak o masaya tekme atana kadar. Saygıyla anıyorum. Tabi bunu yapmadılar ama suçumuzun siyasi içerikli boya bulundurmak ve yakalatmak olduğunu öğrendik. Şimdi su bazlı boya, sentetik bazlı boyayı biliyorduk da bu siyasi bazlı nasıl bir şey aldı bizi bir düşünce. O zamanki rektör en azından bizimki (şimdiki) gibi değildi, az buçuk ODTÜ geleneği, demokrasi vs değerlerden haberdar idi. Çekti bize bir nutuk, efendim tabi ki üniversitede düşünce özgürlüğü olmalı, siyasi fikirlerini herkes ifade edebilmeli, hatta bildiri dağıtmak vs kendisi için kabul edilebilir olduğunu (yersen) söyledi ama duvarlara yazı yazmak devlet malına zarar vermek kabul edilemez. Bu arada benim kafa halen boyada, ulan hangi boya bu, kim koydu, hangi fraksiyondan arkadaşlar bunu yaptı diye düşünürken bende jeton düştü. Hocam dedim bu siyasi içerikli boyanın ne renk olduğunu biliyor musunuz? Şaşırdı rektör, ne demek yani? Hocam dedim hangi salak siyasi arkadaş beton duvara (gri renk) yine gri renkte boyayla slogan yazmış olabilir? Anlamadı tabi, çünkü ben olayı anlamıştım. Birgün önce okulun duvarlarında olması gerektiği gibi kırmızı boya ile yazılama yapılmıştı ancak bizim oda da olan boya gri renkteydi. Dedim hocam kültür işleri müdürenize sorar mısınız bizi okuldan atmadan önce boyanın rengine bakabilir mi? Baktırdı evet renk griydi. Çünkü topluluklar bütçesinde kesintilerin yapılmasından ve kütüphane sergi salonunun bize yasaklanmasından dolayı kendi topladığımız paralarla topluluk duvarlarını griye boyayarak sergimizi açmış ve kalan boyalarıda kenara bir köşeye koymuştuk. Rektör Rafiye’ye pis pis baktı ve bize gidebilirsiniz çocuklar deyip gönderdi.

Şimdi diyeceksiniz nerden aklına geldi bu anı, bizimki yani sayın cumhurbaşkanım, sayın cumhurbaşkanım diyerek terleyip terleyip ortalarda dolaşan abimiz, sosyal demokrat gençlerin bir kadın milletvekilinin de çağırılı olduğu 8 Mart’a yönelik bir panel yapma talebini reddetmiş ve tüm siyasi içerikli (ne demekse) aktiviteleri yasaklamış. Bunu duyunca aklıma geldi, kesin bizimkinin içine SS lerin uniforma rengi olan gri renkli siyasi boya kaçmış dedim kendi kendime.

***

Derneğimiz yarın (16.03.2019 Cumartesi) mali genel kurula ve bir sonraki günde tüzük değişiklikleri ile ilgili önceki genel kurulda 2018 Kasım da yapılması kararı gereği (olsun yapılıyor ya üçüne beşine bakmayın) Tüzük Değişikliği genel kuruluna çağırıyor. Ben deniz, yerimi alarak Ersen ve Dadaşlar’ın PR cısı arkadaşın yardımıyla hazırlanan İrfan ve Geriye Kalan Arkadaşlarının (grubun orijinal çıkış ismi İrfan ve Arkadaşları idi ancak istifa edenler, küsüp gidenlerden sonra bakiye budur) sunumlarını dinleyeceğim. Neyseki unutmamışlar son iki gün kala mali kurula yönelik çalışma raporunu yayımlayabildiler. Ben tabi evde tabletimden gazetemi okurken baktım 2019 çalışma raporu başlığı ile www.odtumd.org.tr sayfasına konmuş. Heyecanlanıp içerde sınav kağıtları ile cebelleşen Sevim’e seslendim; ”Sevim koş yayınlamışlar!!”. Mali genel kurul olunca tabi insan doğal olarak merak ediyor, çalışanların parasını zamanında ödeyemeyen, ihtiyacı olan öğrencilere bir nebze destek olmak için oluşturulan burs fonundan ciddi miktarda parayı kullanarak yerine koyamayan ve üstüne üstlük parasız kalan çalışanlarını işiyle tehdit edip, gerektiğinde mobil telefonun sağlamlığını üzerlerinde test eden (bkz. http://buradayiz.net/dernek-yonetimini-geregini-yapmaya-cagiriyoruz/) irfan ve geriye kalan arkadaşları, nasıl bir rapor hazırlamışlar. Sevimle sayfaları çevir çevir (tabi tablette öyle bir özellik var pdf dökümanda) en sonunda fasulye kadar mali raporu bulduk. Valla bişey anladık mı? Iıhh. Detay yok, neden yok, sonuç yok ama bir şeyler var aklımda. Seçildikleri günden bugüne oluşmuş 1 milyon zarar (bkz. http://buradayiz.net/odtu-mezunlari-dernegi-calismalarina-ve-6-aylik-degerlendirmeye-dair-degerlendirmemiz-ii-mali-durum/), 1.2 milyondan 2.2 milyona çıkmış finans açığı ve yaklaşık 490bin lira burs fonundan çekilmiş ve yerine konulamamış para. Nerden, hangi tablolardan okudum bunları diye soracak olursanız; buradayız, şuradayız deyip dolanan, bizimkinin (rektör) deyimiyle okula ne yapmış bir amfi penceresi bile bağışlamamış, 80 öncesinin jargonuyla konuşan ama hepsi odtülü okumuş çocuklar analiz edip raporlamışlar. Tabi bu fasulyeden raporu görünce, bizim fasulyeci, nohutçu diye küçümsenen Komünist Başkan aklıma geldi. Öğretim elemanları derneği (ÖED), başkanımın da katılacağı bir paneli rektörlüğün izin vermemesi nedeniyle dernekte düzenlemek istiyor. Önce olur denilen iş, sonra hayır fasulyeci başkan gelmemesi şartıyla olur deniyor. Niye ? Çünkü süper ego İrfan başkan ve arkadaşları kendisini arıyor cevap vermiyor ve geriye de dönmüyor. Bunun üzerine 14 civarında yönetim kurulu üyesi (asil yedek karışık) oturup durum değerlendirmesi yapıyor. Kesin diyorlar bu işin altında eski yönetimden birileri var. Komunist başkanla konuşmuşlardır ve irfan ve arkadaşları ararsa telefonu açma başgaanıımm demişlerdir. O zaman biz de misilleme olarak buraya gelmesine izin vermeyelim. Of ki ne of. Ne diyeyim? Tümüne acil şifa dileyip, fasulyeci nohutçu komünist başkanıma seçimlerde başarılar dileyeyim.

“U can’t touch this”

Cemil MC Hammer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir