Dernek Yönetimi’ni gereğini yapmaya çağırıyoruz!

Kamuoyuna
Daha önce çeşitli yerlerde yönetim kurulu ile sözlü ve yazılı olarak paylaştığımız, herhangi bir geri dönüş alamamamız üzerine bir rapor halinde kamuoyu ile paylaştığımız endişelerimiz ne yazık ki gerçeklik olarak gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.
En son, Derneğimizde yetkili sendika olan Tez-Koop İş’in ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu’na yazdığı yazı (ekte sendika yazısını indirebilirsiniz), Derneğimizin geleceği açısından son derece önemlidir. Raporumuzda endişe duyduğumuz konular arasında yer alan Personel Maaşlarının ödenmesi konusu ne yazık ki… Sendika tarafından verilen bilgiye göre Eylül 2018’den bu yanan Dernek personelimizin maaşları zamanında ödenmemekte, yapılan ücret ödemeleri TİS’e uygun olmayacak şekilde iki taksitle ödenmektedir. Ayrıca, Şubat ayı maaşları da Tez Koop İş’in 13 Mart’a kadar ödenmemesi durumunda sözleşmeden gelen haklarını kullanacaklarını söylemesi üzerine ancak 13 Martta ödenmiştir. İşletme maaşları ile ilgili henüz bir bilgi bulunmamaktadır. Bunun yanında Mart ayının başında yürürlüğe girmesi ön görülen bir düzenleme ile hem TİS’e hem de 4857 sayılı İş Kanunu’na aykırı olarak normal çalışma süresinin haftalık 54 saate çıkarılmaya çalışılmıştır. Bilgilendirme kağıtlarını imzalamayan personelin isimleri istenmiştir.
Bu süreçlerin sonunda yapılan bir toplantıda Dernek çalışanı Merve Büyüktaş yönetim kuruluna tepki göstermiş, bunun üzerine ise tehdit ile karşılaşmıştır. Genç bir kadına yapılan bu şiddet ne yazık ki Dernek yönetiminin son dönemde daha da açığa çıkan eril tutumunun bir yansımasıdır.
Yönetim Kurulu konuya dair yaptığı tüm açıklamalarda sorumluluğu dışsallaştıran bir tutum sergilenmiş; yaşananlar ile ilgili farklı kişileri hedef göstermiştir. Halbuki hepimiz biliyoruz ki alınan ve alınmayan tüm kararlar Yönetim Kurulu sorumluluğundadır. Bu sorumluluğu alamayan bir Yönetim Kurulu olabilir mi?
Derneğimiz uzun bir süredir demokratik bir kitle örgütü olmaktan emek ve demokrasiden yana saf tutmaktan gurur duyarken; TİS’e aykırı bir şekilde emek sömürüsüne varan bir tutum ve buna demokratik bir tepki gösterenlerin işi ile tehdit edilmesi boyutuna varan bir tavır içine girilmesi kesinlikle kabul edilemez.
Derneğimizin, personel maaşlarını bile ödeyemeyecek duruma düşmesi bir yana çözücü adımlar atmak yerine süreci daha da karmaşıklaştırarak içinden çıkılamaz hale getiren Yönetim Kurulunu ve bu anlayışı şiddetle kınıyoruz.
Derneğimizin ciddi bir darboğaza girmesine, çalışma barışının bozulmasına neden olan, emek karşıtı uygulamalar ile bu süreci yönetilemez hale getiren ve çeşitli nedenlerle arka arkaya istifaların yaşandığı yönetim kurulunu gereğini yapmaya davet ediyoruz.

#BURADAYIZ

MM ÖNÜ Başlarken ve Savunma Sanayimize En Kalbi Duygularla Gark Olanlar

Neden MM* Önü sorusunun cevabını özellikle 90’lı yıllarda ODTÜ öğrencisi olan arkadaşlar kolayca bilirler. Nereden başlarsa başlasın (ister hazırlık, ister iibf, ister kütüphane/matematik veya fizik önü), bilirdik ki bu kortej MM önüne kadar gider ve o geniş alanda oluşturulan büyük daire içinde forum/konuşmalar yapılır, halaylarla marşlarla biterdi. Tabi bu her zaman böyle olacak diye bir zorunluluk yoktu. Bazı zamanlarda önce Mustafa Başçavuş’un ”Ali olum arkadaşlarını da al olay çıkmadan dağılın” tarzı uyarılarını tabi ki dinlemeyerek, Lalegül İl Jandarma Alayından gelmiş, ”vatanın bekaasını” sorun edinmiş sorum(n)lu bir albay ve subayları ile yüzlerce iri kıyım tam teşekküllü mavi bereli komandoların saldırısına uğrar, sonuçta karşılıklı (en çok bizden elbette) zaiyat verildikten sonra mesaiyi bitirirdik. Tabi bu meydan muharebelerinden sonra beşeri kantinine inip sayım yaptığımızda, artık geçici sözleşmeden, her eylem öncesi veya eylem sırasında daimi olarak istihdam edilecek (gözaltına alınacak) niteliğe haiz olmuş (level atlamış) üç aşağı beş yukarı aynı arkadaşların lalegül dinlenme tesislerine bir kaç gün ağırlanmak için götürüldüğünü anlardık. Onların hikayelerini başka yazılarda anlatırım.

****

18 Şubat günü mail kutuma dernekten (ODTÜ MD) gelen bir sürü ileti arasında ”Savunma Sanayii Komisyonu Kuruldu” başlığını görünce heyecanlanıp “Sevim koş dernekten beklenen mail geldi” diye seslenesim geldi ama evde değil işyerindeydim. Haki bir zemin üzerine hazırlanmış duyuru görselini gören her vatan evladının en kalbi duygulara gark olmaması, eli ayağının birbirine dolanmaması ne mümkün. Vallaha bravo dedim içimden, ne zamandır hep düşünürdüm yav arkadaş Ankara’da en fazla 2-3 ay kullanılan derneğin yüzme havuzu, geri kalan aylar boyunca boş boş duruyor, çim amfi de aynı şekilde. Dernek yönetimimizden birileri buna kafa yormuş ve çözüm bulunmuştu galiba. Henüz detayları tam olarak ortaya çıkmasada, havuzda kurulacak platformla Milli Gemi Projesi envanterine yeni hücumbotlar eklenecek, çim amfinin eğiminden de yararlanılarak tam sahne ortasına kurulacak platformla uzaya her türlü ekipmanımızı taşıyacak milli füze projesi geliştirilecek diye tahmin ediyorum.

Sosyal medyada da bu duyuru yayınlanınca, sayın rektörümüzün de sıkça dillendirdiği halen 80 öncesinin sloganlarıyla iş yapan, ODTÜ ye ne yapmış, bir çivi bile çakmamış (bu arada yeni amfimiz hayırlı olsun, yapan arkadaşlar masraftan kaçınmayıp küçük pirinç bir tabelayla şirketin ismini kalıcılaştırmak yerine, giriş duvarına kocaman harfleri yerleştirmişler) bazı arkadaşlar, hemen eleştiri bombardımanına tutmuşlar. Dernek bir kaç saat içerisinde yeni bir açıklama yayınlayarak, bu alanda çalışan üyelerimizi bir araya getirmek amacıyla kurduk dediler (Ankara’nın ortasında füze rampası kuruyoruz, havuzda görünmeyen hücumbot yapacaz diyecek halleri yok her halde). Bence olması gereken açıklama tam bu, savunma sanayi dedin mi işin içine gizlilik girer. Bir sürü bizi kıskanan, tanzim satış araçlarının etrafında gasteciyim ayağına görüntü alması için elaman kiralayan devletler varken, bu çalışmayı ulu orta açık etmek beklenemez. Yalnız aynı açıklamaya “Dünyada ve Ülkemizdeki gelişmelerin takip edilmesini,  ortaya çıkan bilgi ve görüşleri üyelerimiz ve mezunlarımızla paylaşıp değerlendirmeyi ve bu yolla sektörün gelişmesine de katkı sunmayı amaçlayan” cümlesini niye koydular ben de anlayamadım.

Ancak sonradan öğreniyorum ki, ne oluyoruz, bu nedir sorularını sadece bizim “işe yaramaz”, ” oradayız, buradayız diye dolaşıp duran”, “bir çivi dahi çakmamış” arkadaşlar sormuyor. Dernek seçimlerine Ersen ve Dadaşlar’ın PR ekibi ile hazırlanan, çoğul birinci kişi zamirini (adıl) kullanan bu grubun içinden de itirazlar geliyor. Verilen cevap gerçekten muhteşem (yazım hataları vs direk alıntı olduğu için benimle ilgisi yok); “Esas itibariyle ODTÜ mezunlarinin en yoğun olarak çalıstiğı sektor Savunma San. olduğa için ,Dernekte üye sayısınin arttirilması amaçlandı. Bu arada da üyeler sektör ile ilgili bilgilenmek ,belki de Sav. San. yatirımlarınin gereksizliğini tartışarak toplumda savunma sanayiine ayrılan kaynakların toplumun eğitim ve sağlık harcamalarına kaydirilması konusunda duyarlılık gosterebilir , toplumda bir farkındalık yaratabilir diye bilgi ,tecrübe, mesleki dayanışma da zikredildi.Olayi sadece Savunma Sanayiini geliştirmek olarak algılamamak lazım. Günümüz dünyasinda teknolojik gelişmelere duyarsız kalmamak ,insanlık için zararlı olan silahlanmanın durdurulması için Savunma San nedir ?ne yapar ? Bilmek gerekir diye düşünüyoruz…Ayrıca belki Faşizme karşı bir savunma stratejisi geliştirmek gibi bir işlev de yükleyebiliriz.ODTÜ yü savunmak için eylem planları geliştirebiliriz. Barışcıl teknolojik calışmalar var mı onları öğrenmeye çalışırız. Önce yeni üyeler katalım, coğalalım ,sonra Komisyon uyeleri kendileri ne yapacaklarına karar verir. Önce kurum ve şirket temsilcilerini bu komisyon vasitasıyla biraraya getirebilirsek,onlarin yemek içmek ,eğlencelerine, toplantılarına ev sahipliği yapabilirsek Derneğé ciddi gelir desteği olacağı düşünüldü.” Bu cevabı aldıktan sonra beyin nöronları sağlam kalabilecek yerkürede bir canlı türü var mıdır bilemiyorum. Yine devam etmiş “Dernek yönetimi uyelerin komisyon kurmasina karişmaz. Uyeler istedikleri komisyonu kurmakta ozgürdür. Enerji Komisyonu ne kadar saygınsa Savunma San Kom da o kadar saygındir. Enerji Komisyonu Nükleer Santral kuracak diye eleştirmiyoruz. TAİ, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE, Fışeksan,Barutsan vs 200 CIVARINDA FIRMA bu sektörde ve bu sektor ağırlıkli olarak Ankara’da. Inşaat veya başka branşlar da kendi komisyonlarıni kursunlar Kim engel. Kaldi ki BIZ bu tür inisiyatifleri üyelere bıraktık . Uyeyle birlikte yöneteceğiz. Eleştiri ve önerilerinizle Komisyon toplantisina katilir , düşuncelerinizi paylaşabilirsiniz. Hiçkimsenin yaptiğı işe olumsuz bakmiyoruz. Ben gelen talep üzerine yardımcı oluyorum Beni doğrudan ilgilendiren bir konu da değil. Sadece gelen kurum ve Sirket temsilcilerinden , temsilci seçip , Dernek -uye ilişkilerini sağliklı bir yapiya kavuşturmak için çaba gösteriyoruz.” İşte gerçekten insanı heycanlandıran, fıratın doğusu batısı kuzeyi güneyiyle, soğanı, domatesi ve patlıcanıyla saldırı altında olduğumuz ve bekaa sorunu yaşadığımız bu günlerde böyle bir çalışmaya katkı koymak için yapılan çağrıya kayıtsız kalmamalıyız. 7 Mart 2019 günü saat 19:00 da Eymir Salonuna rahmetli Uncle Sam’in dediği gibi “I want you” diyorum.

“U can’t touch this”

Cemil MC Hammer

MM*: Mühendisilik Merkez binası, nam-ı diğer Avarel

Sözlerini köyde birlikte yazdığımız, sahne ismi aile ismimiz olan emmiminoğlu Stanley in klibini hatırlatarak bitireyim. Like layalım arkadaşlar!!!


Gülşah Gülen yazdı; Himmet Abi’nin Cenazesine Dair Kişisel Notlar

Himmet Abi hastaydı. Uzun bir süredir hastaymış; çok geç öğrendim. Bilseydim bunca ısrarına rağmen yönetim kurulu üyeliği adaylığını kabul eder miydim ya da ne şekilde ederdim, o sürede neler yapardım bilmiyorum…

***

Bir süredir yönetim kurulu toplantılarına katılamıyordu. Hastaneye yatmıştı. Ben hala durumun ciddiyetinin farkında değildim. Konduramıyordum da. Hastanede ziyaret edene dek…Evet bir süredir hastanedeydi. Yönetim Kurulu altı üyesi olarak Dernek işlerini aksatmamak için her pazartesi toplanıyorduk. Telefon geldiğinde yine toplantıdaydık. Tam anımsamıyorum ama Melih Abiyeydi sanırım telefon. Tarih 3 Ekim 2016… 

Hiç anlam veremedim. Doğruca hastaneye gittik. Gerçekler… Gelenler, gidenler… 

Bir grup arkadaşı ve yönetim kurulunun bir bölümü olarak derneğe geçtik. Himmet Abi’nin isteyeceği, ona yakışır bir uğurlama yapmak için Bar 56’da  (Dernek toplantı salonlarından biri) toplandık. O zaman kim kimdir pek bilmediğim için birkaç kişi dışında kimler vardı anımsayamıyorum. Orada olanlar kendilerini bilir ne de olsa. Toplantıda eşi Şule Abla’nın da olurunu almak kaydıyla cenaze törenine dair öneriler geliştirildi. Cenazesinin 10 yılı aşkın bir süredir onca emek verdiği Dernekten kaldırılması önerildi. Bürokrasi, protokol vs. sevmeyeceği; bu nedenle Dernek’te protokol hazırlanmaması önerildi. Şule Abla’nın da önerisi ile, arkadaşlarını temsilen birkaç isim ve daha sonra isteyen herkesin konuşabileceği açık bir kürsü düşünüldü. Daha sonra ne yazık ki cenazenin kilit konusu haline gelecek olan Rektör’ün konuşması, Rektörlük, Rektör temsiliyeti hiç akla gelmedi. Aklına gelen olduysa da gündeme getirmedi. Burada ayrıntısına girmeyeceğim lakin Himmet Abi’nin ve Verşan Kök’ün birbirlerinden çok da haz almadıkları açıktı. Kurumsal olarak düşünülebilirdi; ama bildiğim kadarıyla hastane zamanında dahi “kurumsal” da olsa bir ziyaret olmadı ya da bir mesaj iletilmedi Himmet Abi’ye. Belki de bu yüzden hiç aklıma düşmedi Rektör gelirse n’olur?

Zira sonraki gün de geleceklerine dair herhangi bir emare hissedilmedi. Herhangi bir taziye mesajı olduysa da benim bilgim yok açıkçası. Gerçi o sıra Dernek’te koşturma içerisindeydim. Sakin kalıp yazılması gereken metinleri yazmaya, bazı “ıvır zıvır” gibi gözüken kilit işleri halletmeye çalışıyorduk birkaç kişi. Elbette büyük organizasyon çok daha yakınında olanların, kaç on yıllık arkadaşlarının son göreviydi ve hiçbir şekilde haddim olarak görmemiştim. Tüm enerjimle o küçük işlere odaklanmıştım. Tabut Derneğin kapısına doğru taşınana kadar her şey “normaldi”. Tabuta doğru ilerlerken Can ya da Taylan, Gülşah gitme dedi. Dinleseydim… 

Salon çok kalabalıktı. En arkada, yerde oturuyordum. Konuşmalar başladı. Bir ara Verşan Kök geldi sonra gitti.. Konuşmalar devam etti. Cami ve mezarlık, toprak kokusu… 

Biz ne olduğunu anlamadan tartışmalar başladı. ”Yönetim Kurulu Rektörü konuşturmadı.” 

Nereden baktığınıza bağlı… Aslında olay şu şekilde zuhur etmiş:  Rektör Danışmanı tören sabahı tabut Derneğe getirilirken, tabutun yanında bulunan Melih Abi’yi arayıp Rektörün katılımı ile ilgili sorular soruyor. Melih Abi’de 3 Ekim gecesi konuşulanlar doğrultusunda elbette katılımından memnun olacağımızı lakin protokol organizasyonu yapılmadığı bilgisini veriyor. Bu bilgiye sahip olan Rektör, Rektör yardımcısı ve Danışmanı törene katılmak için Derneğe geliyor. Sanırım salon dolduktan sonra geliyorlar ki birileri yer veriyor kendilerine. Cenaze hali… Hem duygusal hem fiziksel yorgunluk ve yıpranmışlığın yanında, töreni sunan arkadaşımıza da sağlıklı bilgi iletilmiyor. Konuşmak isteyen olup olmadığı soruluyor. O esnada Rektör ve heyet de salonu terk ediyor.

Konu çok farklı şekilde tartışıldı. Haklı eleştiriler de oldu; bunu farklı şekilde kullanmaya çalışanlar da… Hatta seçim sürecine bile yansıdı etkileri. Biz yönetim kurulu olarak bu süreçte kendimizi tek karar mercii olarak tarif etmedik, edemezdik, haddimiz de değildi.  Fakat bütün sorumluluğunu üstlendik. Tam da olması gerektiği gibi… 

***

Yazının bütünlüğünü bozmak pahasına burada bir es verip biraz empati yapacağım: 

Rektörlüğüm o kadar tartışma altındayken, ODTÜ Bileşenlerinde önemli bir yere sahip birinin cenaze törenine gidiyorum. O ya da bu nedenle kürsüye ismim ve titremle çağrılmıyorum. Çıksam, “üzüntünüzü paylaşıyorum. Bize düşen ODTÜ Bileşenlerinin iletişimini devam ettirmek” gibi iki cümle söylesem ve müsaade istesem. Hem Yönetim Kurulunu utandırmış hem de katılanlara bir adım atmış olmaz mıyım?

Himmet Abi bir melek değildi. Olamazdı, olmamalıydı. Çünkü bu devir, buralar melekleri yaşatmıyor. Hemencecik kanatlarını kırıveriyor. 

Himmet Abi bir kahraman da değildi. Olmak istemezdi. Doğan Tılıç ‘ın Himmet Abi ile ilgili yazısını okuduktan sonra aslında tam da bir sıra neferi olduğuna karar vermiştim. Sıra kendisine geldiğinde sorumluluktan kaçmadı. Herkes mücadeleden yorulup köşesine çekildiğinde, o kendi payına düşeni layığıyla yerine getirdi. Onun payına düşen ODTÜ idi. İşi gücü ODTÜ idi ve bunu toplumsal mücadelenin bir parçası olarak yapıyordu. 

Anısına yapılan Himmet Şahin belgeseline çok kızanlar, içerleyenler, anlamsız bulanlar oldu… Oysa eser bir Himmet Şahin Belgeselinden çok bizim öğrencilik yıllarımızdaki ODTÜ’yü anlatan bir belge niteliğindedir. Ve her önemli olayda Himmet Şahin oradadır. Himmet Şahin’i ODTÜ’nün Himmet Başkanı, öğrencilerin Himmet Abisi yapan da budur. 

Anısına saygıyla

Mücadelesi sürüyor

Buradayız 

Ocak 2019

Gülşah Gülen Çiftçi

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ Çalışmalarına ve 6 Aylık Değerlendirmeye Dair Değerlendirmemiz

Bilindiği gibi, 9-10 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirdiğimiz olağan genel kurulda, ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulları belirlenmiştir. 

Seçimi “İrfan Türkkolu ve Arkadaşları” sloganıyla seçim çalışması yürüten “Biz Çağdaş ODTÜlüler” grubunun oluşturduğu kurullar kazanmıştır. BURADAYIZ diyerek Çağdaş ODTÜlüler imzasıyla liste çıkartan bizler seçimi kaybetmemize rağmen, Derneğimiz, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için burada olmaya devam edeceğimizi ifade etmiştik.

Geçtiğimiz 7 ay içinde bu sorumluluğumuzun arkasında durarak Derneğimizin çalışmalarının içinde yer aldık, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için üniversitemizde ve ülkemizde olup bitenlere müdahil olduk.  Bulunduğumuz her ortamda derneğimizi ileriye taşıyabilmek için fikirlerimizi beyan ettik, derneğimiz için doğru bildiklerimizi yönetim kuruluna da ilettik. 

Dernek Yönetim Kurulumuz, 12 Ocak 2019 tarihinde 6 aylık çalışmalarını aktardığı bir toplantı düzenleyerek, üyelerini önemli gördükleri konularda bilgilendirmiştir. BURADAYIZ grubu olarak daha önce sorduğumuz ve cevabını alamadığımız soruların yanıtını almak ve fikir alışverişinde bulunmak, sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bu toplantıyı bekledik. Ne yazık ki toplantının tek taraflı bilgilendirme niteliğinin ötesine geçmediğini gördük.

Toplantının ardından Derneğimize ilişkin çeşitli konulardaki değerlendirmelerimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz. 

Mali Çalışmalar

1.1- Genel Bütçe

Dernek mevcut yönetim kurulumuzun bir önceki dönem yönetim kuruluna en sık yaptığı eleştiri Derneğimizin mali durumu ile ilgili olmuştur. Derneğin borç yükünün yapısal ve ülke ekonomisinin ötesinde yönetilememe sorunu olduğu sıklıkla ifade edilerek, mali durumu iyileştirmek en önemli seçim vaatleri arasında yer almıştır. 

Oysa Haziran 2018 tarihinde 271 bin artı bakiye ile devir alınan Dernek bütçesi toplantıda sunulan ve Dernek web sayfasında yayınlanan bilgilere göre 660 bin eksi bakiye verilmiştir. Verilere göre ne yazık ki 6 aylık süre zarfında yaklaşık 1 milyon liraya yakın dönem zararı oluşmuştur. 

Toplantıda yapılan mali sunum bir önceki dönem yapılan sözleşmeler üzerine şekillenmiştir. Bu sözleşmelerin ise o dönem için derneğin kendi bütçesini döndürmekte önemli kalemler olduğu mevcut yönetim tarafından da kabul edilmiştir. Ayrıca bilinmelidir ki, bir önceki dönem en az üç ayda bir sözleşmeleri inceleyerek yönetime rapor sunan Denetleme Kurulu üyelerimiz bu dönem mevcut yönetimin çeşitli kademelerinde görev almaktadır. 

1.2- Personel Giderleri 

Maliyeti yükselten önemli bir diğer kalem ise personel giderleri olarak belirtilmiştir. Dernek personelinin maaş ödemelerinin geciktirildiğine ve bu gecikmelerin bazen birkaç ayı bulduğuna dair söylentilerin doğruluğu ise Dernek yönetimimizin teyit etmesi gereken bir konudur. Dernek personeli, Derneğimize değer katması açısından en önemli bileşenlerimizdendir ve maliyet kalemine indirgenmesi doğru bir bakış açısı değildir. 

2- Projeler

2.1- Çim Amfinin Kiralanması

Bilgilendirme toplantısında da dile getirildiği gibi Derneğimiz için önemli bir gelir kalemi olan ve özellikle müzik organizasyonlarında kullanılan Çim Amfi’nin uzun vadeli bir dönem için bir organizasyon şirketi ile anlaşılması söz konusudur. Bu sözleşmenin içeriğine dair daha önce de bir dilekçe vermemize rağmen yanıt alınamamıştır. Yapılan toplantıda da içeriğe dair hiçbir ayrıntı paylaşılmamıştır. Derneğin önümüzdeki dönemlerini de ilgilendiren bu kararın tüm üyelerin görüşleri de alınarak oluşturulmasında zorunluluk bulunmaktadır.  

2.2- Tadilat Çalışmaları

Yönetim kurulumuz göreve geldiğinde Derneğimizi yenileme çalışmaları için bir liste oluşturmuş ve bir kampanya başlatmıştır. Bu listede yer alan hangi çalışmaların tamamlandığı, kampanyanın son durumu ve programın içeriği henüz paylaşılmamıştır. 

2.3- Vişnelik Kulüp Kart

Aralık ayında yapılan bir duyuru ile bir gelir kaynağı olarak Vişnelik Kulüp Kart uygulamasının başlatıldığı paylaşılmıştır. Böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesi için Tüzük değişikliği ve Genel Kurul kararı olması gerekir. Bunu daha önce Yönetim Kuruluna da iletmiş olmamıza rağmen, konuya dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Toplantıda tüzük komisyonunun konu hakkında çalıştığı söylense de, neden Tüzüğe aykırı bir uygulamaya başlandığı ve eğer ertelendiyse neden üyelerle paylaşılmadığı açıklanmamıştır. Uygulama çerçevesinde kaç adet Kulüp kartı satıldığı konusuna bilgi verilmemiştir. 

3-Komite ve Komisyon Çalışmaları

Yönetim kurulumuzun seçim sürecinde öne çıkardığı vurgulardan biri doğrudan demokrasi ve katılımcılık olmuştur. Fakat üzülerek görmekteyiz ki, çeşitli kurul ve komisyonlarda görev almak isteyen üyelerimiz sürece dahil edilmemekte, konuya dair yazılı dilekçelerine de yanıt alamamaktadır. Ayrıca, bazı komite ve komisyonlarımızın önceki dönem yaptığı olumlu çalışmalar da hiçe sayılmıştır. 

Dernek yayın organımız ODTÜlüler Bülteni ne yazık ki gecikerek çıkarılmakta ve aylık periyotlarında gecikmeler yaşanmaktadır. Örgütlenme komitesi bünyesinde yapılan üyelik aidat tahsilatları çalışması da devam ettirilmeyerek, derneğin en önemli bir gelir kaynağı olan aidatların toplanma oranının düştüğü gözlenmiştir.   

Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün ön hazırlığı olarak başlatılan Çalışma Grubunun çalışmaları, üyelerin katılım için başvuru yapmasına rağmen hiçbir gerekçe göstermeden sonlandırılmıştır. 

Güncel Tartışmalar Komisyonu’nda son yaşananlar, Komisyon Başkanına yapılan haksız ithamlar ve istifa etmesine neden olan gelişmeler de ne yazık ki oldukça üzücüdür. (Bu konu kamuoyu ile daha geniş bir şekilde paylaşılacaktır)

4-Açıklık ve Şeffaflık

Yönetim kurulumuzun seçim sürecinde öne çıkardığı vurgulardan bir diğeri açıklık ve şeffaflık olmuştur. Kararların tüm üyelerle paylaşılacağı, alınacak kararlarda gerekirse sosyal medyanın olanakları üzerinden de aktif katılım sağlanacağı vurgulanmıştır. 

Seçim sürecinde yönetim kurulu kararlarının her hafta internet sitesi üzerinden yayınlanacağı, toplantı gün ve saatinin duyurularak isteyen üyenin yönetim kurulu toplantılarına katılacağı ifade edilmiştir. 12 Ocak 2019 tarihi itibari ile internet sitesinde en son yayınlanan yönetim kurulu kararları 17 Eylül 2018 tarihlidir. Kürsüden yaptığımız eleştiri sonrası, bu tarihten sonra yapılan toplantıların kararları da internet sitesinde paylaşılmıştır. Bu hassasiyet için Yönetim kurulumuza teşekkür ederiz. Öte yandan toplantı gün ve saatinin paylaşılması konusunda da seçim sürecinde grup tarafından belirtilen hassasiyetin sağlanacağını umuyoruz.

Ayrıca, 7 aylık çalışma dönemine ait en az iki adet Denetleme Kurulu raporu ile Disiplin Kurulu toplantı raporlarının üyelerle paylaşmanın açıklık ve şeffaflık konusunu bu şekilde ele alan bir yönetim için önemli olduğunu düşünüyoruz.

5- ODTÜ Bileşenleri ile İlişkiler

5.1- Rektörlük ile ilişkiler

Yönetim Kurulumuz, bir önceki yönetim ve ODTÜ Rektörü arasında yaşanan ilişkilerin geldiği noktadan bir önceki dönem yönetim kurulu üyelerini sorumlu tutmuştur. Gerek genel kurulda gerekse de çeşitli toplantılarda,  “ODTÜ rektörü ile iyi ilişkiler geliştirileceği” ifade edilmiştir. Yönetim Kurulumuz ile ODTÜ Rektörünün ilişkileri, yeni seçilen yönetim kurulumuzun Rektörü makamında ziyaretinden öteye geçememiş ve son dönemde de kopma noktasına geldiği gözlenmiştir. Öte yandan, yönetim kurulumuz ilgili rektör danışmanları ve yardımcıları ile iletişimin devam ettiğini ifade etse de hangi konularda görüşülmeye devam edildiği paylaşılmamıştır. Yaşanan bazı gelişmeler, Dernekte yapılması düşünülen ve ilk önce onaylanan bazı etkinliklerin daha sonra iptali bu ilişkinin bir sonucu olduğunu düşündürmektedir. 

5.2- ODTÜ Öğrencileri ile İlişkiler

Dernek yönetim kurulumuz 7 aylık dönemde ODTÜ öğrencileri için çeşitli etkinlikler düzenlemiştir. ODTÜ öğrencilerinin Derneği kullanması ve mezunlar ile iletişim fırsatlarının yaratılmasını olumlu buluyoruz. Yönetimimizin, Rektörlüğün baskılarına karşı ODTÜ Medya Topluluğu ile dayanışma girişimini de oldukça olumlu buluyoruz. Aynı hassasiyetin diğer topluluklara, öğrenci örgütlerine ve etkinliklere karşı da gösterilmesini umuyoruz. 

Öğretim elemanları ve üniversite çalışanları ile ilgili olarak, Eğitim Sen’in neden kaybettiğini anlamanın ötesinde somut bir ilişkiden bahsedilmemektedir. Derneğimizin, üniversitemizin asli unsurları olan öğrenciler, öğretim elemanları, ODTÜ emekçileri ile ilişkilerin ODTÜ Bileşenleri çatısı altında geliştirilmesinin özellikle bu baskı ortamında daha da elzem olduğunu düşünüyoruz. 

6- Konsey ile İlişkiler

Dernek yönetimimizin önceki yönetim kurulunu en çok eleştirdiği noktalardan biri de diğer mezun dernekleri ile ilişkiler konusunda olmuştur. Somut olarak diğer derneklerle nasıl bir ilişki kurulduğu, Konsey’in örgütlenme modeli ve çalışmaları ile toplantılar konusunda bilgi verilmemiştir. Toplantıda ODTÜ MD başkanlığının diğer derneklerce kabul edildiği bilgisi verildikten sonra Konsey Toplantısının Derneğimizce iptal edildiği bilgisi verilmiştir. Bunun ne anlama geldiğini anlayamamakla beraber, bu konudaki çelişkileri giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

7- Genel Kurul Kararlarının Uygulanmasına Dair 

7.1- KHK’lara Dair 

Genel Kurul Yönetim Kuruluna başta ODTÜ mezunları ve ODTÜ Öğretim Üyeleri olmak üzere KHK ile işinden edilen akademisyenler hakkında çalışma yapma yetkisi ve sorumluluğu vermiştir. Bu konuda henüz somut bir çalışma yapılmamış olduğu görülmektedir.  

7.2- ODTÜ’lü Araştırmacılara Fon Desteği

Genel Kurul Yönetim Kuruluna ODTÜ’lü araştırmacılar için araştırma fonu oluşturma yetkisi ve sorumluluğu vermiştir.  Bu konuda henüz somut bir çalışma yapılmamış olduğu görülmektedir.   

7.3- Disiplin Konuları 

Hürol Taşdelen’in sosyal medya hesabında yer alan ve Derneğimiz eski başkanı Himmet Şahin hakkında eleştiriyi aşan itham ve hakaretler içeren gönderisi nedeniyle disiplin kuruluna sevki istenmiştir. Bu konuya dair gelişmelerin üyelerle paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. 

Geçtiğimiz dönem Yönetim Kurulu üyemiz Kamil Akdoğan, KHK ile işinden atılan akademisyenler ve iktidar baskısıyla mesleğini icraa etmesi engellenen gazetecilerle ilgili projeler konusunda başlayan tartışmalarla ilgili olarak bir Denetleme Kurulu üyesine attığı  whatsapp mesajı nedeniyle disiplin kuruluna şikayet edilmiştir. Dönem Disiplin Kurulu şikayeti değerlendirip taraftları dinledikten sonra konunun cezai bir işlem gerektirmediği konusunda karar vermiştir. Mevcut yönetim kurulu ise bu kararı yok sayarak, Kamil Akdoğan’ı yeniden disiplin kuruluna sevk etmiş; disiplin kurulu ise “yazılı uyarı cezası” vermiştir. Daha sonra ayrıntıları ile paylaşacağımız bu süreci kabul etmemiz mümkün değildir. 

Yukarıda yer alan değerlendirmelerimizin hem eleştiri hem de sorumlulukların hatırlatılması olarak algılanmasını umuyor; Derneğimiz, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için çalışmaya devam edeceğimizin bir kez daha altını çizmek istiyoruz.

25 Ocak 2019

ÇAĞDAŞ ODTÜLÜLER BURADAYIZ