MM ÖNÜ Başlarken ve Savunma Sanayimize En Kalbi Duygularla Gark Olanlar

Neden MM* Önü sorusunun cevabını özellikle 90’lı yıllarda ODTÜ öğrencisi olan arkadaşlar kolayca bilirler. Nereden başlarsa başlasın (ister hazırlık, ister iibf, ister kütüphane/matematik veya fizik önü), bilirdik ki bu kortej MM önüne kadar gider ve o geniş alanda oluşturulan büyük daire içinde forum/konuşmalar yapılır, halaylarla marşlarla biterdi. Tabi bu her zaman böyle olacak diye bir zorunluluk yoktu. Bazı zamanlarda önce Mustafa Başçavuş’un ”Ali olum arkadaşlarını da al olay çıkmadan dağılın” tarzı uyarılarını tabi ki dinlemeyerek, Lalegül İl Jandarma Alayından gelmiş, ”vatanın bekaasını” sorun edinmiş sorum(n)lu bir albay ve subayları ile yüzlerce iri kıyım tam teşekküllü mavi bereli komandoların saldırısına uğrar, sonuçta karşılıklı (en çok bizden elbette) zaiyat verildikten sonra mesaiyi bitirirdik. Tabi bu meydan muharebelerinden sonra beşeri kantinine inip sayım yaptığımızda, artık geçici sözleşmeden, her eylem öncesi veya eylem sırasında daimi olarak istihdam edilecek (gözaltına alınacak) niteliğe haiz olmuş (level atlamış) üç aşağı beş yukarı aynı arkadaşların lalegül dinlenme tesislerine bir kaç gün ağırlanmak için götürüldüğünü anlardık. Onların hikayelerini başka yazılarda anlatırım.

****

18 Şubat günü mail kutuma dernekten (ODTÜ MD) gelen bir sürü ileti arasında ”Savunma Sanayii Komisyonu Kuruldu” başlığını görünce heyecanlanıp “Sevim koş dernekten beklenen mail geldi” diye seslenesim geldi ama evde değil işyerindeydim. Haki bir zemin üzerine hazırlanmış duyuru görselini gören her vatan evladının en kalbi duygulara gark olmaması, eli ayağının birbirine dolanmaması ne mümkün. Vallaha bravo dedim içimden, ne zamandır hep düşünürdüm yav arkadaş Ankara’da en fazla 2-3 ay kullanılan derneğin yüzme havuzu, geri kalan aylar boyunca boş boş duruyor, çim amfi de aynı şekilde. Dernek yönetimimizden birileri buna kafa yormuş ve çözüm bulunmuştu galiba. Henüz detayları tam olarak ortaya çıkmasada, havuzda kurulacak platformla Milli Gemi Projesi envanterine yeni hücumbotlar eklenecek, çim amfinin eğiminden de yararlanılarak tam sahne ortasına kurulacak platformla uzaya her türlü ekipmanımızı taşıyacak milli füze projesi geliştirilecek diye tahmin ediyorum.

Sosyal medyada da bu duyuru yayınlanınca, sayın rektörümüzün de sıkça dillendirdiği halen 80 öncesinin sloganlarıyla iş yapan, ODTÜ ye ne yapmış, bir çivi bile çakmamış (bu arada yeni amfimiz hayırlı olsun, yapan arkadaşlar masraftan kaçınmayıp küçük pirinç bir tabelayla şirketin ismini kalıcılaştırmak yerine, giriş duvarına kocaman harfleri yerleştirmişler) bazı arkadaşlar, hemen eleştiri bombardımanına tutmuşlar. Dernek bir kaç saat içerisinde yeni bir açıklama yayınlayarak, bu alanda çalışan üyelerimizi bir araya getirmek amacıyla kurduk dediler (Ankara’nın ortasında füze rampası kuruyoruz, havuzda görünmeyen hücumbot yapacaz diyecek halleri yok her halde). Bence olması gereken açıklama tam bu, savunma sanayi dedin mi işin içine gizlilik girer. Bir sürü bizi kıskanan, tanzim satış araçlarının etrafında gasteciyim ayağına görüntü alması için elaman kiralayan devletler varken, bu çalışmayı ulu orta açık etmek beklenemez. Yalnız aynı açıklamaya “Dünyada ve Ülkemizdeki gelişmelerin takip edilmesini,  ortaya çıkan bilgi ve görüşleri üyelerimiz ve mezunlarımızla paylaşıp değerlendirmeyi ve bu yolla sektörün gelişmesine de katkı sunmayı amaçlayan” cümlesini niye koydular ben de anlayamadım.

Ancak sonradan öğreniyorum ki, ne oluyoruz, bu nedir sorularını sadece bizim “işe yaramaz”, ” oradayız, buradayız diye dolaşıp duran”, “bir çivi dahi çakmamış” arkadaşlar sormuyor. Dernek seçimlerine Ersen ve Dadaşlar’ın PR ekibi ile hazırlanan, çoğul birinci kişi zamirini (adıl) kullanan bu grubun içinden de itirazlar geliyor. Verilen cevap gerçekten muhteşem (yazım hataları vs direk alıntı olduğu için benimle ilgisi yok); “Esas itibariyle ODTÜ mezunlarinin en yoğun olarak çalıstiğı sektor Savunma San. olduğa için ,Dernekte üye sayısınin arttirilması amaçlandı. Bu arada da üyeler sektör ile ilgili bilgilenmek ,belki de Sav. San. yatirımlarınin gereksizliğini tartışarak toplumda savunma sanayiine ayrılan kaynakların toplumun eğitim ve sağlık harcamalarına kaydirilması konusunda duyarlılık gosterebilir , toplumda bir farkındalık yaratabilir diye bilgi ,tecrübe, mesleki dayanışma da zikredildi.Olayi sadece Savunma Sanayiini geliştirmek olarak algılamamak lazım. Günümüz dünyasinda teknolojik gelişmelere duyarsız kalmamak ,insanlık için zararlı olan silahlanmanın durdurulması için Savunma San nedir ?ne yapar ? Bilmek gerekir diye düşünüyoruz…Ayrıca belki Faşizme karşı bir savunma stratejisi geliştirmek gibi bir işlev de yükleyebiliriz.ODTÜ yü savunmak için eylem planları geliştirebiliriz. Barışcıl teknolojik calışmalar var mı onları öğrenmeye çalışırız. Önce yeni üyeler katalım, coğalalım ,sonra Komisyon uyeleri kendileri ne yapacaklarına karar verir. Önce kurum ve şirket temsilcilerini bu komisyon vasitasıyla biraraya getirebilirsek,onlarin yemek içmek ,eğlencelerine, toplantılarına ev sahipliği yapabilirsek Derneğé ciddi gelir desteği olacağı düşünüldü.” Bu cevabı aldıktan sonra beyin nöronları sağlam kalabilecek yerkürede bir canlı türü var mıdır bilemiyorum. Yine devam etmiş “Dernek yönetimi uyelerin komisyon kurmasina karişmaz. Uyeler istedikleri komisyonu kurmakta ozgürdür. Enerji Komisyonu ne kadar saygınsa Savunma San Kom da o kadar saygındir. Enerji Komisyonu Nükleer Santral kuracak diye eleştirmiyoruz. TAİ, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE, Fışeksan,Barutsan vs 200 CIVARINDA FIRMA bu sektörde ve bu sektor ağırlıkli olarak Ankara’da. Inşaat veya başka branşlar da kendi komisyonlarıni kursunlar Kim engel. Kaldi ki BIZ bu tür inisiyatifleri üyelere bıraktık . Uyeyle birlikte yöneteceğiz. Eleştiri ve önerilerinizle Komisyon toplantisina katilir , düşuncelerinizi paylaşabilirsiniz. Hiçkimsenin yaptiğı işe olumsuz bakmiyoruz. Ben gelen talep üzerine yardımcı oluyorum Beni doğrudan ilgilendiren bir konu da değil. Sadece gelen kurum ve Sirket temsilcilerinden , temsilci seçip , Dernek -uye ilişkilerini sağliklı bir yapiya kavuşturmak için çaba gösteriyoruz.” İşte gerçekten insanı heycanlandıran, fıratın doğusu batısı kuzeyi güneyiyle, soğanı, domatesi ve patlıcanıyla saldırı altında olduğumuz ve bekaa sorunu yaşadığımız bu günlerde böyle bir çalışmaya katkı koymak için yapılan çağrıya kayıtsız kalmamalıyız. 7 Mart 2019 günü saat 19:00 da Eymir Salonuna rahmetli Uncle Sam’in dediği gibi “I want you” diyorum.

“U can’t touch this”

Cemil MC Hammer

MM*: Mühendisilik Merkez binası, nam-ı diğer Avarel

Sözlerini köyde birlikte yazdığımız, sahne ismi aile ismimiz olan emmiminoğlu Stanley in klibini hatırlatarak bitireyim. Like layalım arkadaşlar!!!